27 Haziran 2014 Cuma

[11.06.2014 | VIDEO] Oricon Style Vol.4 No More Dream (Jap Ver.) MV Making & Photo Shoot [Türkçe Altyazılı]


No More Dream Japonca versiyonunun klip ve albüm kapak fotoğrafı çekimleri kamera arkası görüntüleri oricon resmi kanalındaki videolar ve Türkçe altyazılı videolar


Fotoğraf Çekimi (Türkçe Altyazılı)


Klip Çekimi



Klip Çekimi (Türkçe Altyazılı)



No More Dream (Jap. Ver) Klip



video cr; Oricon, BTSTurkey, 防弾少年団 JAPAN OFFICIAL
Devamını Oku

[Mayıs/2014] IZE BANGTAN RÖPORTAJI - “BU BİZİM İÇİN SADECE BİR BAŞLANGIÇ”



Geçenlerde çıkışınız 300. gününü kutladınız. Çıkışınızdan beri en çok ne değişti?
Jin: Üyelerin çıkışımızdan öncekiyle şimdiki yüzlerini karşılaştırırsak bence çok değiştiler. Kamera oyunu da olabilir ama hepsi şimdi daha canlı gözüküyor… Bir kişi hariç… Jimin! Onun en güzel hali çıkış zamanındaki haliydi, o zamandan beri görünüşünü korudu.
RM: Yani Jimin’in yakışıklı olmadığını mı söylüyorsun? (gülüyor)
Jin: Hayır, öyle değil. Diğer üyeler çok değişti…
Jimin: Kurtarmaya çalışma… söyledin ve bitti!

Hâlâ alışamadığınız bir şey varsa nedir?
J-Hope: Müzik programları hâlâ zor. Üzerimizde çok baskı var ve kameraların nerede olduğunu anlamamız gerekiyor. Liderimiz sahneye çıkmadan neler yapmamız gerektiğini bize söylüyor ve dans hocalarımızın bize söylediklerini hatırlatıyor.
RM: Bir türlü rahatlayamıyoruz. Bir an rap yapıyorum sonraki an dans ediyorum (gülüyor). Ve hâlâ rookie (*çaylak) olduğumuz için performanslarımızı kısaltıyoruz. Mesela son albümümüzdeki ‘Attack on BANGTAN’ performansımız Çarşamba günü farklıydı, sonra Perşembe günü yine farklıydı. Bü yüzden çok odaklanmamız gerekti.

Şu ana kadar en büyük başarınızı Boy in Luv ile birincilik adayı olarak elde ettiniz. (A/N: BTS, Boy in Luv ile 23 Şubat'ta Inkigayo’da birinciliğe aday gösterilmiştir. Hayran oyları %100 olmasına rağmen üçüncü olmuştur.) Hep istediğiniz şirket yemeğine çıkabildiniz mi?
RM: Daha önce birkaç defa daha şirket yemeğine gitmiştik; ama bu sefer, albüm promosyonlarından önce, Bang Shihyuk PD Garusogil'e götürdü. Albümümüzden çok emin olduğunu, büyük hatalar yapmazsak iyi tepkiler alacağımızı söyledi. Sanırım bunu öngördü. O gün çok fazla et yedik ve bir grup erkeğin gideceği bir yer gibi görülmeyen bir kahve dükkanına gittik.
Jin: Fakat az bir şeyler sipariş edip sakin bir şekilde sohbet etmedik. Bir sürü şey sipariş ettik ve siparişlerimiz gelir gelmez hepsini yiyip daha fazla sipariş verdik.

Daha önce promosyon yaptığınız şarkıların konuları, gençlerin başkaldırışları, endişeleri ve çelişkileriydi; ama bu şarkınız aşk ile ilgili. Yani dünyayla barışmışsınız hissi veriyor (gülüyor)
SUGA: Bu sefer kızla aramız iyi değildi (gülüyor). Ama dünyadaki tüm çiftleri destekliyoruz. Birbirlerini sevmeliler ki bizim şarkılarımızı kullanabilsinler.

Boy in Luv’ın, No More Dream ve N.O’dan geri kalmayan güçlü bir beat (tempo) ve sound (melodisi) var; ama şarkının bir kıza ilan-ı aşk etmekle ilgili olması garip. Şarkının yapım süreci nasıldı?
SUGA: Akılda kalıcı ve eşlik etmesi kolay olması için çalıştık. Sözlerine “Bbarim bbarim bbarim”, “dwegopa” ve “bad bad girl” gibi akılda kalıcı/eşlik etmesi kolay sözler koyduk.
RM: Bunlardan en azından biri insanların aklında kalır diye umduk (gülüyor)! “Senin oppan olmak istiyorum” ve “Yok yere beni kızdırıyorsun, nefessiz bırakıyorsun ve dır dır ettiriyorsun” gibi sözler çocuksu gelebilir, (bu sözlerle) sezgisel hisler vermek istedik. Adımızın dikkat çekmesi için büyük bir atılım yapmamız gerektiğini düşündük ve ‘Okul Üçlememiz’in üçüncü partı olarak ‘aşk’ güzel oldu.

Devam şarkınız Just One Day ile romantik bir performans sergilediniz. Aşkı, sadece koreografiyle değil; aynı zamanda yüz ifadelerinizle de ifade ettiniz. Sizin için nasıldı?
RM: Eski performanslarımızda (konsept gereği) ya kızgın ya da heyecanlı olurduk; ama Just One day için farklı bir konsepte ihtiyacımız vardı. Kamerayı sevdiğimiz kadın gibi düşünmeye çalıştık, özellikle de daha önce hiç böyle şirin/tatlı bir performans sergilemediğimiz için.
Jimin: Ama bu iyi sonuçlanmadı. Ne zaman önümde bir kız olduğunu düşünsem garip garip gülmeye başladım. Hahaha!
RM: Çünkü sen hep müstehcen şeyler düşünüyorsun (gülüyor).
Jin: Çok sevecen baktığımı düşünüyordum; ama bazıları bana neden bu kadar garip baktığımı sordular.

Siz, diğer idol grupların aksine single değil albüm çıkarıyorsunuz. Bu sizin genel duruşunuza daha çok odaklanmanızı mı sağlıyor?
RM: Birçok kişi bizi genel halk arasında daha popüler bir tarz olan Boy in Luv ve devam şarkımız Just One Day ile tanıdı, bu yüzden bizim asıl rengimizi yansıtan Spine Breaker ve BTS Cypher Pt.2: Triptych şarkılarımıza daha çok önem verdik.
SUGA: Rahatça dinlenen şarkıların, bizim rengimiz olan şarkılarla oranı arasında denge kurmaya çalıştık.  Tomorrow’u stajyerken yazdım; çünkü müzik yapmaya başlamamı sağlayan Epic High’ın Fly şarkısına benzer hisleri olan bir şarkı yazmak istiyordum.


Grubun dansçılarından J-Hope’un bu şarkıda daha fazla rap bölümü var ve V merkezde duruyor. Yeni yeteneklerinizi göstermek istiyorsunuz gibi görünüyor.
JH: Arkadaşlarım sayesinde daha çok çalışabildim.
RM: J-Hope eskiden hiç rap yapmamıştı; ama ona bir görev verirseniz yetenekleri hızlı bir şekilde gelişir. Genelde şarkının bridge (geçiş) bölümünü o söylediği için üzülüyordum. Bu yüzden Where Did you Came From şarkısında bridge (geçişi) ben söyledim ve J-Hope’un dinlenmesini sağladım. V’nin de özel bir yeteneği var. Eskiden sahnede farkında olmadan ağzını oynatıyordu; ama şimdi bilerek çekici yönlerini gösteriyor. Onu izleyerek öğrendi.
V: Ah, böyle şeyler duymak beni utandırıyor (gülüyor).

Youtube kanalınıza yüklenen videoları izlerken aegyonuzun arttığını görebiliyoruz. En çok hangi üyenin aegyosu arttı?
Herkes: SUGA hyung!
Jimin: Normalde Suga hyung hiçbir yerde aegyo yapmaz; ama artık kalp şekli yapıyor ve güzel bir şekilde (sesini taklit ederek) “SUGA~SUGA~SUGA~” diyor.
SUGA: Çünkü profesyonel olmak zorundayım!

SBS MTV <Rookie King> programında kız kılığına girmek için gerçekten profesyonel olmanız gerekiyordu.
RM: Ah.. Benim de hala Ay Savaşçısı olarak giyinip etrafta uçtuğum fotoğraflar var.
JK: Ama gerçekten kız gibi olmuştu. Seksiydi.
V: Uğur böceği kılığında bir peri olacağım için ben de şok olmuştum. Bence Ay Savaşçısı daha iyi. Ya da belki Rapunzel?
SUGA: Bir hizmetçi gibi giyinmek gerçekten istemediğim için şok olmuştum. Hayranların neden bunu görmek istediğini anlamadığım için bu durum daha da zordu. Biz kızların erkek kılığına girmesini istemiyoruz, neden onlar bizim kız kılığına girmemizi istiyorlar?
Jimin: Herkes kendini gördükten sonra sinir krizine girdi; ama bence ben kız kılığına girsem güzel olurdum. Bir kere okul festivalinde geleneksel kız kıyafeti giymiştim ve birinci olmuştum. Ama bu kız gibi giyinmek istediğim anlamına gelmiyor. Gerçekten!!
SUGA: "BTS Jimin kız kılığına girmeyi seviyor” diye haberler çıkacak.

Maknae Jungkook bu yıl liseye başladı. Giriş programına hep beraber gittiniz.
Jin: Salona baktım ve bence Jungkook en çok dikkat çeken kişiydi.
Suga: Bence aralarındaki en yakışlıklı Jungkook’tu. O gün hepimiz güzelce giyinmiştik.
V: Ama diğer öğrenciler çirkindi demek istemiyoruz! Belki de uzun olduğu için en çok Jungkook dikkat çekiyordu.
JH: Giriş programından sonra, Jungkook bize jjajangmyung ve acı-ekşi domuz ısmarladı. Eskiden ona çok şey alan hyungları için o gün hesabı o ödedi.
JK: Biriktirdiğim parayı harcadım (gülüyor).

Abilerin sana lise hayatı hakkında tavsiye veriyor mu?
Jimin: Ona vizelerinde cevabı bilmiyorsa ikinci veya beşinci şıkkı seçmesini söyledim. Ama ülke çapınca %1’e giren Rapmon hyung dördüncü şıkkı seçmesini söyledi, bu yüzden sanırım Rapmon hyungun tavsiyesine uyacak. Ama bu gibi durumlarda ülke çapınca %1’e giren birini dinlememelisin. Hyung en azından cevabın ne olduğunu düşünerek bir tahmin yürütmüştür; ama ben çoğu kez rastgele seçerdim!




Programlarınızın dışında hayranlarınızla birçok farklı şekilde iletişim halindesiniz. Özellikle Twitter gibi bir sosyal paylaşım sitesinde hata yapmak çok kolaydır; ama sizin tek bir hesabı paylaşmak konusunda bir sıkıntınız yok gibi.
SUGA: Ne yazacağımız konusunda dikkatliyiz. Ve twitterı sadece hayranlarımız çok merak ettiği için günlük hayatımızı onlara göstermek adına kullanıyoruz. Genelde nerede olduğumuzu ya da ne yaptığımızı söylüyoruz/paylaşıyoruz.
V: Başka bir üye tweet atarken çakışma olmasın diye bekliyoruz.
Jimin: Herkes selca paylaşıp hava atmayı seviyor. Son zamanlarda en iyi selcaları maknae çekiyor. Çünkü o çok şirin. Ben en kötü selca çekendim ama çok pratik yaptım ve 6. sıraya yükseldim. SUGA hyung en kötüsü (gülüyor). Stajyerken en çok kimin selcası retweet alacak diye yarış bile yaptık. Belki de sadece ben bunu düşündüm. 6 retweet farkla olsa da, “Ahh.. kaybettim!” diyerek kendi kendime çok hayal kırıklığına uğradım. Ahaha.

Okul Üçlemeniz neredeyse bitti ve birinci yılınız da yaklaşıyor. Ne kadar yol kat ettiğinizi düşünüyorsunuz?
JK: Neredeyse bir yıl olacağı için biraz üzgünüm. Kısa zaman zarfında çok geliştiğimi göstermek istiyordum; ama olmadı. Gösterdiğimden daha çok gösteremediğim şeyler oldu ve kendimi çok geliştirememişim gibi hissediyorum. Bu yüzden başka şeyler de yapmalıyım.
SUGA: Bence daha yeni başlıyoruz. Şu anda rookie/çaylak olduğumuz için yanımıza kalacak şeylerin artık yanımıza kalamayacağı bir durumdayız.
RM: Bazen bu noktaya çok hızlı gelmişim gibi, bazen de daha gidecek çok uzun bir yolumuz varmış gibi hissediyorum. Kendi aramızda iyi yaptığımızı söylüyoruz; ama ödül töreni gibi yerlere gittiğimizde kendimizi çok küçük hissediyoruz.
Jin: Yani her şey çok karışık. Şu an yapılacak en doğru şeyin önümüze bakıp daha çok çalışmak olduğunu düşünüyorum. Ne çok yavaş ne de çok hızlı ilerlemek istiyorum.


Türkçe Çeviri: Golden_v
Devamını Oku

26 Haziran 2014 Perşembe

[MAYIS/2014] IZE JUNGKOOK 10 Soru 10 Cevap


Soru: Çekimdeyken böcekleri öldürmekte iyiydin. Kolayca korkmayan bir tip misin?
JK: Kanatlı böcekler ya da geyik böceği gibi havalı böcekler harici diğer hiçbir böceklerden hoşlanmam. Çocukken, bir geyik böceğim vardı. Ama o hemencecik öldü çünkü ona iyi bakamadım. Dağda yakalayıp, evde bir kabın içine koymuştum. O yaz, dağda 3-4 tane de kerevit yakaladım ve onları da büyüttüm. O zamanlar, hiçbir şey bilmiyordum, o yüzden onları dışarı salıverdim ama öldüler. Hayvanlara isim bile verememiştim, bu yüzden üzüldüm.

Soru: Başka hayvan besliyor musun peki?
JK: Evde bir malta köpeğim var. İsmi 'Gureum' (bulut) ve onu çok özlüyorum. Hem ailem işte, hem de abim askerde. Bu yüzden Gureum hep yalnız. Şaka yoluyla hyunglara onu yurtta besleyip besleyemeceğimizi sordum ama hayır dediler. Ortamının iyi olması gerektiğini ama bizim yurdumuzda bir sürü kıyafet ve ayakkabı olduğunu, ona bakacak hiç kimse olmadığını, bu yüzden köpeğimin hemencecik ölebileceğini de söylediler. 

Soru: Geçenlerde lise hayatın başladı. En sevdiğin ders ne?
JK: Beden eğitimi ya da sanat dersleri. Müzik dışında gerçekten hiçbir şeyden hoşlanmıyorum. Spor salonunu seviyorum ve dodgeball veya badmindton oynarken çok eğleniyorum. (Dodgeball bizdeki yakartop. Badmindton da bir tür tenis oyunu.) Ortaokuldan bu yana, topu sert atmakta iyiyim. Bedenimle yaptığım şeyleri öğrenmekte hızlı olduğumu düşünüyorum. Coğrafya cidden zor. Ben bir şeyi yapamazsam, diğer şeylere önem veren biriyim. Bu yüzden daha fazla karışmadan coğrafyadan vazgeçtim.

Soru: Artık 18 yaşına geldin, gelecekle ilgili kararlar vermeye başladın mı?
JK: Çocukken her şeyin sonunda sadece bana geleceğini düşünürdüm. Ama şimdi girişken olmam ve pratik yaparak kendimi geliştirmem gerektiğini düşünüyorum. Geçen sene, pratik yapıyordum çünkü yapmak zorundaydım. Ama şimdi bunu kendim isteyerek yapıyorum. Kitap okumaya bile başladım. Adı <1cm+>. Bir hayranımız hediye etmişti. Programım olmadığı zaman veya uyumadan önce okuyorum. Okuduğum zaman, "Eğer okursam, konuşmakta daha iyi olacağım, değil mi?" diye düşünüyorum.

Soru: Hyungların senin vücut geliştirmeye başlamanın onları da çalışmaya ittiğini söylüyor. Seni vücut geliştirmeye iten şey neydi?
JK: Eskiden, hyunglar egzersiz yaparlardı ama ben yapmazdım. Ama bir gün, Taeyang ve Jay Park sunbaenimleri gördüm ve ben de kaslarımın öyle olmasını istediğimi düşündüm. Şimdi hyunglar da benimle beraber egzersiz yapıyor. Ama aramızda bir rekabet söz konusu değil. Ben egzersizlerin bilimsel açıdan yapılması gerektiğini düşünüyorum. Mesela, 6 kilogramlık ağırlıklar kullanıyorum çünkü 65 kiloyum. Ben pek fark etmiyorum ama etrafımdaki insanlar kaslarımın daha da belirginleştiğini söylüyorlar.

Soru: Şarkıcı sıfatını bir tarafa koy, Jungkook için ne tarz bir erkek havalı bir erkektir?
JK: Başkalarının ne düşündüğünü önemsemeyen biri havalı değil midir, sizce de? Canının istediği her şeyi yapan bir adam... Şimdi böyle desem de, aslında ben oldukça çekingen biriyim. Bu yüzden bu tanımlama benimle çok zıt. Sıkı çalışırsam, muhtemelen hızlıca havalı bir adam haline gelebilirim. 20 yaşına geldiğimde şık, güzel şarkı söyleyen, iyi şarkı yapıp, sözler yazabilen biri olabilirim.

Soru: Yüklediğin çizimlere bakacak olursak, kendi stilin varmış gibi görünüyor. Ne zaman çizim yapmaya başladın?
JK: Ailemde herkes resim yapmakta iyi, çocukken ben de onları örnek aldım. Babam, harika bir resim çizmişti. Adı <Bebeğim, hadi gidelim.> Park Shinyang'ın resminin aynısını çizmiş ama onu gerçek bir ressam çizdi sanmıştım. Ağabeyim ve annem çok güzel resim yapıyor ve ben ailede en kötüleriyim. Özel olarak üstüne düşmedim, ders almadım. O yüzden çizimelerimde kafamdakini tam olarak yansıtamıyorum. Bazen üyeleri bir kalemle çizmeye çalışıyorum. Çizmesi en kolay üye güneş gözlüğü ve kıvırcık saçları varken Rapmon hyungdu.

Soru: Artık bir yıl daha büyüksün, kendini yaşlanıyormuş gibi hissettiğin zamanlar var mı?
JK: Gözümdeki kırışıklar... aniden artmaya başladı. Çok gülümsediğim için mi? Halbuki göz kremi de kullanıyorum. Bunun dışında önceden her şey hakkında hyunglara şikayet ederdim. Artık diğer üyeler hoşuma gitmeyen bir şey söylediğinde, konuşmadan önce iki kez düşünmem gerektiğinin farkındayım.

Soru: Busan şiveni düzeltemiyor musun ya da istemiyor musun?
JK: Doğru, düzeltemiyorum. Ama çalışmıyorum da. Buna Busanlı bir adamın gururu diyebiliriz sanırım. Bunun gibi bir şey. Konuşurken Busan ve Seul şivesini beraber kullanmak istiyorum. Jimin hyung da Busanlı, Ve V hyung Daegu'lu. Ama bakacak olursak şiveyi onlardan daha az kullanıyorum. Ama konuşma sırasında birden çıkıverdiği anlar da oluyor.

Soru:  Son zamanlarda gitar çalmaya başladığını duydum. Çevrendeki insanlar nasıl tepki veriyor?
JK: Justin Bieber'ın sadece şarkı söylemediğini, ayrıca davul ve gitar da çaldığını öğrendikten sonra, çalışmaya başladım. Çok fazla çalışma yapamıyorum ama yaklaşık bir aydır kitaplara bakarak akustik gitar çalışıyorum. Hyungların pek umurundaymış gibi durmuyor ama sanırım rekabetçi ruhundan dolayı, benim gitar çaldığımı gördükten sonra, V hyung da öğrenmeye başladı. V hyungun yapmak istediği çok şey var, ama o bir şeyle uzun süre ilgilenemiyor. Jimin hyungla bazen bu konu hakkında konuşuyoruz. (güler) Eğer V hyung bunu duyarsa, biraz rahatsız olabilir, değil mi?

Türkçe Çeviri: Taeyaren

Devamını Oku

[MAYIS/2014] IZE V 10 Soru 10 Cevap

                   

Soru: Lunapark'a gider gitmez, tüm oyuncaklara dokundun. En çok hangisini sevdin?
V: Heyecanlandım çünkü çocukken binemediğim oyuncaklar vardı. Uçabileceğim Squirrel Container gibi oyuncakları seviyorum. Lunaparkları gerçekten çok seviyorum; özellikle, Gyro DropGyro Swing ve roller coaster'ı. Genelde hayaletlerden korkarım, kaba ve çirkin şeylere dokunamam ve yüksekten de korkarım; ama lunaparktaki oyuncaklar farklı. Hem güvende hissettiriyor hem de heyecan veriyor.

Soru: Fotoğraf çekimlerinde, rahatça hareket ediyor gibi görünüyordun. Çekimler nasıldı?
V: Model arkadaşlarım, çok hareket edersem fotoğrafların iyi çıkmayacağını söyledi. Onları dinledim ve çok fazla hareket etmedim, böylece fotoğraflar gerçekten daha iyi çıktı. GD ve Gongyoo sunbaelerimin verdiği pozlara bakarak poz vermeyi denedim; fakat daha doğru pozumu bulamadım. Henüz çekimden çıkacak fotoğrafları dört gözle bekleyecek bir konumda değilim.

Soru: Üyelere takılmaya ve onlarla uğraşmaya bayılıyorsun. Üyelerden seninle uğraşmayı seven var mı? 
V: Evet, Suga hyung. Diyelim ki yatıyorum hemen yanıma gelip "Seni serseri, yorgun musun?" diyor. Beni yakalıyor ve rahatsız ediyor. (güler) Bazen rap kısımlarını hazırlarken Rapmon hyung kafiyeli bir şekilde şaka yapmaya başlıyor ve kimse takip edemiyor. Ben deneyince de şöyle çıkıyor "Hyung, şimdi at (*Türkçe'si "at" olan "mal" kelimesi Korece hem "söz/kelime" hem de "at" anlamına geliyor) söyleyeceğim.", "Kılıcını tut ve arkadaşını ara."
(Ç/N: Normalde bunun kelime oyunu olması gerekiyordu ama çevirince garip oldu :D)

Soru: Animeleri seviyorsun, değil mi? Son zamanlarda hangilerini izledin?
V: <One Piece>'i izliyorum. Ama Jin hyung dışında diğer üyeler animeleri sevmiyor. Gerçekten eğer bir kere izleseniz siz de bayılacaksınız diyorum, ama buna rağmen izlemiyorlar. Bazen karakterlerden bazıları ölüyor, bazıları yaşamaya devam ediyor. Ben de bu dokunaklı anları diğer üyelerle paylaşmak istiyorum fakat paylaşamıyorum. Bu da beni üzüyor.  

Soru: Son zamanlarda beste yapıyorsun. Yeteneklerini geliştirdin mi?
V: Bestelerle aramdaki mesafeyi koruyorum. Bir melodi yapıyorum, sonra da sözleri yazmaya çalışıyorum; ama sözler bir türlü gelmiyor. Aklıma gelen sözler sadece "Seni gerçekten seviyorum" ya da "Biliyorum o sensin." gibi. Daha iyisini yapabilmek için bekleyeceğim.


Soru: Japonca çalıştığını duydum. Ne kadar öğrendin?
V: Normal bir diyalog kurabilirim. Kendimi geliştirdiğimi düşünüyorum çünkü imza günümüze gelen Japon hayranlarla birazcık konuşabiliyorum. 'Komibako' (Çöp tenekesi) ve 'guragura' (titremek) kelimelerini seviyorum. 'Komi' kelimesi çöp anlamına geliyor ama söylemesi güzel, değil mi? Komi... Komi... Komi...(güler) Kolayca dilime dolanıyor. Normalde, Japonca'yı Rapmon hyung ile öğreniyordum; heralde eskiden en iyi %1'in içinde olduğundan, kendine özgü öğrenme yöntemleri var. Karşısına bilmediği bir kelime çıktığında, hemen telefonuna veya bilgisayarına yazıyor. Bazen, yakında eline de yazacak heralde, diyorum. (güler)

Soru: Hobi olarak öğrenmek ya da yapmak istediğin birçok şey var gibi görünüyor. Bir şeyden çabucak soğuyan tiplerden misindir?
V: Evet. 3 yıl saksafon öğrendim. Ama 4 yıl dinlendikten sonra yeteneklerim hiç de iyiye gitmedi ve tekrar denemeye çalıştığımda ağzım acıyor. Eskiden (saksafonumun) kendine özgü bir sesi vardı ama tekrar denediğimde diğerleriyle aynı sesi çıkardığımı fark edince (kendime ait o sesi bulamayınca) devam etmemeye karar verdim. Eagles'ın "Desperado" şarkısını çalarak ödül kazanmıştım. O zamanlar bu şarkıyla rüzgar gibi eseceğimi düşünmüştüm ama sonra herkes aynı şarkıyı çalmaya başladı. Başka şarkı seçmeye karar verdiğimde ise BTS'e seçildim ve bırakmak zorunda kaldım.

Soru: İyi bir moda anlayaşın olduğunu söylüyorsun. Kıyafet seçiminde standartların nelerdir?
V: Dikkatleri tek bir renkte toplamaya çalışıyorum. Mesela tamamıyla siyah bir kıyafet giydim diyelim o zaman renkli bir bandana, o yoksa değişik bir şapka ya da snapback tarzı yuvarlak bir şapkayla görüntümü tamamlıyorum. Taşıyamadığım hiçir kıyafet yok. Benim için hiçbir şey imkansız değil. Diyelim şapka yakışmadı, kıyafetimi tamamen değiştirebilirim. Eğer gözüme güzel gelen bir şapka bulursam sırf ona uyması için yeni pantolon ve ayakkabı alabilirim. Eğer bir kez bu şekilde alışveriş yaparsam, 5 ay boyunca hiç kıyafet satın almıyorum.

Soru: Senin tüm üyeler tarafından sevildiğin söyleniyor. Sırrın ne?
V: Herkese arkadaşımmış gibi davranıyorum, yaşı kaç olursa olsun. Böylece, benden küçükler yanımdayken çekingen hissetmiyorlar, rahatlıkla eğlenebiliyoruz. Çevremdeki insanların beni gerçekten önemsediklerini hissediyorum. Bazen arkadaşlarımın sorunlarını dinliyorum ve onlar da "Bu konuyu anlattığım tek kişi sensin." diyor. Veya bir süre onlarla görüşemediğimde, "Seni özledim, arkadaşım." diye arıyorlar. Geçen doğum günümde, uzun uzun yazılmış 50 tane kutlama mesajı aldım.

Soru: Normalde senin 4D olduğunu biliyoruz. Hiç "Bunu bile düşündüm yaa." dediğin şeyler oldu mu?
V: Bazı garip konular var tabi ama genellikle Iron Man'e dönüştüğümü hayal ediyorum. Çünkü ben de uçmak istiyorum. Eğer uçaktan bir parça alırsam ve jet yakıtı ile doldurursam, işte o zaman uçmamın mümkün olacağını düşünüyorum.

Türkçe Çeviri: Taeyaren
Devamını Oku

25 Haziran 2014 Çarşamba

[MAYIS/2014] IZE JIMIN 10 SORU 10 CEVAP


Soru: Çekimlerdeyken şort giyip bacaklarını gösterirken rahatsız oldun. Tenini göstermeye utanıyor musun?
Jimin: Vücudumu göstermek benim için sorun değil; çünkü çıkış yaptığımızda karın kaslarımı çok kez gösterdim. Hayranlar karın kaslarımın şu an ne durumda olduğunu merak ediyor; ama hepsi gitti... Fakat maknae ile yeniden egzersizlere başladım! Promosyonlarımız süresince çok fazla zamanımız olmuyor; fakat her gün programımız bittikten sonra egzersiz yapıyorum, saat çok geç olsa bile.

Soru: Çok kalın eyeliner çeken üyelerden birisi de sensin. Eyeliner ve güvenin arasında nasıl bir ilişki var?
Jimin: Eyeliner benim hayatım gibi. Eyeliner sürmediğim zaman utanıyorum ve hip hop dansını yapamam gibi hissediyorum. Bazen, pratik odasında eyeliner olmadan dans ederken yüzümle güçlü ifadeler yapamadığımı hissediyorum. Çünkü aynada çok basit görünüyorum.(güler). Ama gerçekten eyelinerı nasıl çekiyorlar? Bu beni çok şaşırtıyor. Bu yüzden sık sık makyajımızı yapan noona'yı seyrediyorum. Yine de kendi başıma yapabileceğimi sanmıyorum.

Soru: Bir süredir siyah saçlısın, saç şeklini ya da rengini değiştirmeyi istiyor musun?
Jimin: Son zamanlarda elbiseler ilgimi çekiyor, birilerinin  bana "müthiş görünüyorsun," demesini istiyorum; ama saç şeklim hakkında düşünmedim. Bazen saçımın modelini değiştiriyorlar; bunu görünce beğeniyorum. Basitim, değil mi? (güler) Küpelere ilgi duyuyorum. Yakın zamanda kıkırdağımı deldirirken bir hata yaptım. Bu yüzden kulak memem şişti. Kulak memem iyileştiğinde tekrar deneyeceğim. Suga hyung gibi çok piercing istemiyorum, toplamda 4 tane istiyorum.Sadece bir taneye daha ihtiyacım var.

Soru: 20 yaşına yeni giren biri olarak, genç erkek ve adam arasındaki fark sence nedir?  
Jimin: Henüz  bir adam olamadım.... Adam olmak için iki şeyin gerekli olduğunu düşünüyorum. Birincisi, kuvvetli olmalı, sadece dururken bile. Ve bir erkek, güzel bir vücudu olduğunda erkeksidir. (güler) Bu yüzden vücudum ve karizmam üzerine çok çalışıyorum. En iyisi olduğumu düşünmem gerek. Aslında böyle düşünmekte kötüyüm; bu yüzden çok çalışıyorum.

Soru: Süper kahramanları sevdiğini duydum. Favori karakterin hangisi?
Jimin: <Avengers> filminden Hulk'ı seviyorum. Çoğu insan Iron Man'ı sever, değil mi? Fakat Hulk'ın seçici olmadan her şeyi parçalamasını seviyorum. Sinsi olmayı denemiyor, sadece önünde ne varsa hükmediyor.

Soru: İnsanlar üyelerin seni kızdırmaktan hoşlandığını söylüyor. Sence neden böyle söylüyorlar?
Jimin: Tepkilerimin komik olduğunu söylüyorlar. Geçenlerde, ilk kez 4D film izlemeye gittiğimizde, etkilendiğim için "Hyung! Bunun altyazısı ortasında!" dedim. Benden utanıp benimle alay ettiler. Maknae'ye ve J-Hope'a takılmayı deniyorum; ama sonunda hep kaybediyorum. (Jungkook); "Ah, hyung, yapabildiğin en iyisi bu mu?" diyor ve konu konuşmaya geldiğinde her zaman kaybeden ben oluyorum. Bu yüzden bunu kabul ettim. Benimle şimdi alay ettiklerinden daha fazla alay etmezlerse mutlu olurum.

Soru: Oldukça utangaçsın; ama kızları ayartmanın senin hobin olduğunu söyleyen dedikodular var (güler).
Jimin: Bu kesinlikle doğru değil. Üyelerin önünde göz gülümsemem (eye smile) ile tüm bayanları ayartabileceğimi söylüyorum; fakat kızlarının önünde hiçbir şey yapamam. Orta okul ve lisedeyken, karma bir okula gittim ve hem kızlarla hem de erkeklerle  oyun oynadım. Ben de neden böyleyim bilmiyorum. Bence ben utangaç bir Busan erkeğiyim.

Soru: Maknae Jungkook görsel sıralamada (yakışıklılık sıralamasında) seni her zaman son sıraya koyuyor. Eğer seçebilseydin, birinci ve sonuncu olarak kimleri seçerdin?
Jimin: Maknae her böyle dediğinde canım acıyor. Ama birinci sıra bence Jin'in. Sonuncu da... (uzaktan Rapmon'a bakıyor) şey, son zamanlarda daha yakışıklı oldu, hadi Suga hyung diyelim. (güler) Doğrudan söyleyince kötü hissettim.

Soru: Diğer insanlar seni, senin kendini düşündüğün şekilden daha farklı mı görüyor?
Jimin: Bence insanlar beni çok aegyo'lu (şirin) bir çocuk olarak görüyor. Aegyo'yu bilmem; ama ben havalı olmak istiyorum. Çocuk gibi göründüğümün farkındayım, fotoğraflarımı gördükten sonra gerçekten bir çocuk gibi göründüğümü anlıyorum. Sahnede havalı görünmeye çalışırken bile sevimli görünüyorum.

Soru: Her zaman pratik yaptığını duydum. Praktik yapmak dışında hobilerin neler?
Jimin: Son zamanlarda ülke dışına çıktığımda resim çiziyorum. Fark etmemiştim ama yabancı ülkelerde uyumadan önce resim çizmeyi seviyorum. (güler) Aslında çizimlerimden oldukça memnunum. Geçenlerde, fancafe'ye çizdiğim bir resmi yükledim, ve tepkiler; "Çizmede iyisin. Oojjoojjoo!" idi. Ama  bu sadece bir hobi, yani insanların "wow" demelerini duymama gerek yok.



Türkçe Çeviri: Taeyaren
Devamını Oku

24 Haziran 2014 Salı

[MAYIS/2014] IZE J-HOPE 10 SORU 10 CEVAP


Soru: Merry-go-round çekimlerdeyken, hemen atlara doğru gittin.
J-Hope: Yüzümün uzun olmasından dolayı takma adım "J-Horse. Sizce de bir at (Kendisinden bahsediyor) başka  bir atı (koştuğu attan bahsediyor) tanımaz mı? Ahahaha. Küçüklüğümden beri merry-go-round'u severim. Bu çok bir şey değil; ama ailemle gelip ata bindiğimi ve eğlendiğimi hatırlıyorum. Atı görür görmez, çocukluğuma dönmüş gibi hissettim.

Soru: Gruptaki sorumluluğun "Umut." Ne tür bir çocuktun?
J-Hope: "Bir öğrenciyken~" serseriydim (güler). Orta okulumda kantin yoktu; bu yüzden bir kere çite tırmanmıştım. Ama her zaman derslere giderdim. Lisedeyken babam öğretmendi. Bu yüzden arka sıralarda oturursam bile, yerinde duramayan (*şımarık) çocuklardan değildim. Ama iyi notlar da almazdım.

Soru: Hayranlarının bilmediği bir yönün var mı?
J-Hope: Gerçekten melodram izlemeyi seviyorum ve çok duygusalımdır. Babam filmleri çok severdi; bu yüzden küçükken DVD izlediğimizi hatırlıyorum. Çok eski filmleri açardı ve ben izlerken "Bunlar ne söylüyor?" derdim (güler). Ama bu deneyimler bana şarkı sözü yazmamda yardımcı oldu. En son izlediğim en hüzünlü film <Pain> idi. Hiç tek başıma sinemaya gitmedim; ama fırsatım olursa tek başıma gidip bir melodram izlemeyi isterim.

Soru: Yeni şeyler denemeyi sever misin?
J-Hope: Çoğu insan yeni şeyleri denemekte tereddüt etmez mi? Ben onlar gibi değilim (güler). Son zamanlarda müzik çalışmanın yanında yabancı dil öğrenmeyi de istiyorum. Özellikle Japonca ve Çince. Bu Asya pazarı için önemli, öyle değil mi? Ahahaha. Bu yüzden çalışmakla ilgili plan yaptım. Kitaplardan kendi kendime öğrenmek zor olacak; fakat bu ülkelerin kültürlerine kendimi alıştırmayı deniyorum.

Soru: SBS MTV'nin <Rookie King BTS - Channel Bangtan>da (8 bölümlük programın Türkçe altyazılı oynatma listesine ulaşmak için TIKLAYINIZ) tavuk savaşı yaparken dişini kırdın. (3. bölüm 2. part) Normalde rekabetçi misindir?
J-Hope: Bir şeye kafayı taktığımda her şeyimle denerim. Ama BTS'e katıldıktan sonra, bütün üyeler rekabetçi olduğu için rekabetçiliğim kötüleşti. Uzun zaman önce dans yarışmalarında yarışırdım ve kaybedersem bunu deneyim olarak kabul ederdim. Ama şimdi çok farklıyım. Üyelerle oyun oynarken bile hırslanıyorum; fakat bu promosyonlarımızı yaparken bana yardımcı oluyor.

Soru: Her zaman enerji dolusun. Sakin olduğun zamanlar da var mı?
J-Hope: Stüdyoda olduğum zamanlar sakinim. Dün sabah şarkı sözü yazdım, (sözler) gözden geçirildi ve reddedildi (güler) Genelde içe dönük olup kendim hakkında yazı yazmak istiyorum; ama endişelenmeye başladım. Son zamanlarda diğer üyelerden geride kalmış gibi hissediyorum. Çekingenim; bu yüzden kendi kendime "acı" çekmeliyim.

Soru: Yakın zamanda doğum günün için sana bir kamera şakası yaptılar. Eğer üyelerden birine kamera şakası yapabilseydin, bu hangi üye olurdu?
J-Hope: Kesinlikle Suga hyung. Bütün üyeler aynı şeyi düşünüyordur muhtelemen. Bu hyung çevresindekilerinin bilincinde; bu yüzden gizli kamera/kamera şakasını hemen anlıyor. Ona bir kereliğine eziyet etmek istiyorum. Eğer Suga hyungu kandırmak istiyorsam, geniş çaplı ve ayrıntılı olmalı.

Soru: Debutunla yani maske taktığın zamanla kıyasla tarzın hakkında şimdi  ne düşünüyorsun?
J-Hope: Son zamanlarda, sivilce benim için büyük bir sorun. Yüzümü güzelce yıkıyorum ve cildime iyi gelen makyajları kullanmayı deniyorum; ama hiçbir faydası olmuyor. Ben "Honey skin/Tatlı cilt" istiyorum (güler). Hayatımda ilk defa saçımı boyamam benim için yeni bir deneyim oldu. Saç rengimin kıyafetlerimle uyumlu olmasını ve farklı bir şekilde giyinmek istiyorum; çünkü canlı hisler vermeyi seviyorum.

Soru: İkinci Kwanghee olarak çağırılıyorsun. (ZE:A grubunun üyesi olan Kwanghee çok eğlenceli ve komik biri olarak ün kazanmıştır). Katılmak istediğin bir eğlence programı var mı?
J-Hope: <Infinity Challenge> gibi vücudunu kullanıp konuşabileceğin programları seviyorum. Konuşarak insanlara diss atabileceğin <Radio Star> gibi programları ya da <Weekly Idol> programı. No Hongchul sunbaenimin olduğu bir programa katılmak istiyorum! Senaryoları takip etmektense, özgürce gülebileceğim bir programa katılmak isterim.

Soru: Sadece bir günlüğüne kendine ait zamanın olsaydı en çok ne yapmak isterdin?
J-Hope: Bir geziye çıkıp bir sürü fotoğraf çekmek isterdim. Çocukken çok fazla geziye gidemedim; bu yüzden geziye gitme düşüncesi bile beni çok heyecanlandırıyor (güler). Ülke dışına ilk defa çıkış yaptıktan sonra çıktım. Japonya'ya gittik ve ilk defa o zaman uçağa binip uçak yemeği yedim. Kendi başıma bir seyahate çıksam Suga hyung'un yaptığı gibi yanımda kamera taşıyamazdım; yemek, manzara ve selca çekmek için cep telefonumun kamerasını kullanırdım. Fotoğrafların anımızı saklamanın en iyi yolu olduğunu söylerler.


Türkçe Çeviri: Taeyaren
Devamını Oku

23 Haziran 2014 Pazartesi

[MAYIS/2014] IZE JIN 10 SORU 10 CEVAP


Soru: Daha önce, çilekli ekmekten bir ısırık aldın ve durdun. BTS'in resmi şefi olarak, yorumun nedir?
Jin: Şahsen çilekleri severim; fakat çilek aromalı olan şeyleri sevmiyorum.Bu tıpkı çikolatayı sevmesem de çikolata aromalı şeyleri yapmam gibi. Yemek yapıp üyelere vermemin sebebi de bu. Ama Suga'nın yorumları çok detaylı oluyor... O benim yemeklerimin tadının ucuz restorandaki yemekler gibi olduğunu söylüyor. Ama bu kalbimi kırmıyor. Yemek istediğim yemekleri yapmaktan mutluyum ben.

Soru: Çok temiz olduğunu duydum. Yurt dağıldığında üyelerle nasıl bir anlaşma yapıyorsun?
Jin: Artık temizlemiyorum. Pes etmeyeceğim. Çocuklar bulaşıkları yıkamıyor, ben de ne olacağını görsünler diye yıkamıyorum; ama bu çok rahatsız edici. Tahta çubukların kokusunu sevmiyorum; bu yüzden metal çubuk kullanıyorum. Yine de onları özgürce kullanamadığım için üzgünüm. Çocukların rahatsız olduğunu sanmıyorum bu yüzden kendimle savaş veriyorum. Sonraları, ev kirlediği zaman, dikkatlice onlara bulaşıkları yıkamalarını söylemem gerekiyor.

Soru: BTS'in en büyük olanı sensin. Nelerden korkarsın?
Jin: Böceklerden ve hayaletlerden. Böcek görmekten değil; böceklerin vücuduma girmesinden gerçekten korkarım. Korku filmlerini izlemekte cidden kötüyüm. Lisenin ilk yıllarında, aramız garip olan bir çocukla korku filmi izledim ve film farkına varmadan ona sarılmamla bitti. Gelecekte eğer özel korku çekimleri yaparsam, bayılabilirim.

Soru: Supermario hayranı olduğunu duyduk. McDonalds'ın yakınlarda oyuncaklarla özel bir etkinliğinin olacağını biliyor muydun?
Jin: Haziran ayında çıkacağını söylediler. Arkadaşlarım çok farklı oyuncak türleri olduğunu ve benim için yemek yiyip oyuncakları toplayacaklarını söylediler. Hamburgerleri sevmiyorum; bu sebeple oyuncakları kendim yiyerek toplayamam.

Soru: Animasyonların büyük bir hayranı olduğun hakkında söylenti var. Son zamanlarda izlediğin bir şeyler var mı?
Jin: Animasyon filmlerini severim;, ama bu karakterleri sevdiğim anlamına gelmiyor. Mamoru Hosoda ya da Hayao Miyazaki filminde insanların ifade edemeyeceği şeyler var. İnsanların oyunculuğunu izlediğim zaman, analiz yapıyorum. "Ah, bu kişi karakteri bu şekilde ifade etmeye çalışıyor." diye düşünürüm ve dizinin modu (*dizinin hissini) bozuluyor.

Soru: Yurtta, en büyüksün; ama evde, en küçük olansın. (Ailen için) Ne tür bir çocuksun?
Jin: Uzun zaman önce, benden 2 yaş büyük abim evin merkeziydi. Fakat şimdi "en popüler" olan benim. Teyzem beni aradı ve evin gururu olduğumu söyledi. Son zamanlarda anneme; "Ben yeterince ilgi odağıyım, biraz da abimle ilgilenin" diyorum. (güler)

Soru: Çoktan ilk çocuğun için isim seçtin. Aile planlamanı şimdiden yaptın mı?
Jin: İlk çocuğum kız, ikinci çocuğum erkek olacak. Oğlumun bir ablası olmasını gerçekten çok istiyorum. İdeal bir abla imajını kafamda çizdim. Ablası olan çoğu kişi, ablanın erkek kardeşinin cebindeki cüzdana para koyduğunu söylüyor. Ama benim abim benim cebimden para alıyor! Ve uzun bir zaman önce, arkadaşım ablasının ona yemek yapmak için eve gittiğini söylediğinde travma geçirdim.  Bir ablanın küçük kardeşine yemek yapacağını hiç düşünmemiştim. Oğlumun adı, aile ortak hecesini taşıyacak ve Yoosun olacak, bu ismi Yoobi'nin oğlundan aldım. Benim adımın aile ortak hecesine göre olmadığını öğrendiğimde üzülmüştüm.

Soru: Güzel yüzünün aksine vahşi yanının ortaya çıktığı zamanlar var mı?
Jin: Henüz yok; ama SBS'in <Laws of the Jungle> (Bizdeki Survivor gibi bir program) gibi bir programa gidersem olacağını düşünüyorum. Yerli kabilelerin yemeklerini denemek istiyorum. Titiz biriyim; ama dışarıda uyuyabilirim. Bu beklenmedik bir şey, değil mi?

Soru: Muhtemelen okuldaki derslerine çok sık gidemiyorsun. Kendini ne tür öğrenci olarak görüyorsun?
Jin: Sınavlara giriyorum. Pazarları <Laws and the Legal Mind> adlı ders için 8 saat çalışıyorum. Ama konuyu hiç anlamıyorum. Belki de şimdi 3. ve 4. sınıf öğrencileri olduğu içindir, arkadaşlarım çok yorgun görünüyor. Ben sadece OT gibi eğlenceli şeyleri hatırlıyorum; ama arkadaşlarım iş bulmak konusunda çok stresliler.

Soru: Eğer şu an kaçsaydın, en çok ne yapmak isterdin?
Jin: Gitmek istediğim bir restoran buldum. Anneme, benimle yemeğe çıkmasını söylerdim. Yemek yediğimde, mutlu hissediyorum ve herkes melek gibi görünüyor. Ah, ama bu sadece istediğim yemekleri yediğim zaman geçerli. Geçenlerde, tvN'nin <Let's Eat> dizisini izledim ve canım acayip noodle çekmeye başladı. Bu yüzden bir restorana gittim; ama pişman oldum. Restoranda yapılan noodleların suni aromaları çok güçlü oluyor.



Türkçe Çeviri: Taeyaren
Devamını Oku

22 Haziran 2014 Pazar

[MAYIS/2014] IZE SUGA 10 Soru 10 Cevap


Soru: Çekimler sırasında yeni kıyafetler önerdin. Modaya meraklı mısındır?
Suga: Meraklıyımdır. Kıyafetler daha önceden çok sıcak olacak gibi hazırlanmış; bu yüzden değiştirdim. Gerçekten pahalı kıyafetler almayı sevmem; fakat aksesuar alırken çok dikkat ederim. Küpe, kolye, bilezik, yüzükler- Hepsini de seviyorum. Son zamanlarda, ilkokuldan beri sevdiğim basketbol ayakkabılarını topluyorum. Yalnızca bir yıl çalıştıktan sonra kalbim boş, bu yüzden boşluğu doldurmak için bunu yapıyorum.

Soru: Sana ne enerji verir? 
Suga: Basketbol. Okuldayken birçok yarışmayı kazandım ve stajyerken her Pazar Han Nehrinde basketbol oynardım ve üniversiteli bir takım tarafından keşfedildim. Fakat şimdi çıkış yaptığım için oynamaya zamanım yok. Pozisyonum oyun kurucu ya da şutördü ve ayaklarım çok hızlıdır; bu yüzden savunmadansa saldırıda daha iyiyimdir. Fakat uzun zamandır oynamadığım için bazı yeteneklerimi kaybettim. Eskiden üç puanlık atışlar benim için bu kadar uzak/zor değildi... *(güler)

Soru: Günün en sevdiğin anı nedir, hiç kimsenin bilmediği?
Suga: Kendi başıma müzik yaptığım (şarkı yazdığım) zaman. Genellikle, gece yarısından saat 6'ya kadar en stresli zamanlardır; fakat bunu sevmiyor değilim. Kalabalık ve gürültülü yerleri gerçekten sevmiyorum. Herkesin kendini yenilemesi için belirli bir süreye ve yere ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.

Soru: Underground rapper Min Yoongi ve Min Suga arasında en büyük değişiklik ne olmuştur?
Suga: Bu konuda son zamanlarda endişelerim var. Geriye bakıyorum ve bu süre zarfında çok şey öğrendim ve gördüm. O zamanlar yaptığım her şeyin en iyisi olduğunu düşünüyordum, müziklerim dahil, bu yüzden çok büyüğümü (olgunlaştığımı) düşünüyorum. Fakat eskisi kadar sert/keskin olmadığım için endişeleniyorum. Yani orijinal rengimi kaybettiğim konusunda endişeleniyorum.

Soru: Şarkı sözü yazmak ile sahnede performans sergilemek arasında nasıl bir fark var?
Suga: Ben ünlülerin temelde entertainer olduklarını düşünüyorum, bu yüzden etkili bir şeyler göstermek zorundalar. İyi şarkı sözü yazmak ve rap yapmak önemlidir; fakat "görsellik" yönü bunu bastırıyor. Yine de ben sadece iyi bir gösteri sunmak istemiyorum; bu yüzden içeriden şeylerle ilgili de çalışıyorum. Çünkü ihmal edilen ve abartılan bazı şeyler var. Elbette, her şeyde iyi olmak güzel olurdu.

Soru: Isısız bir adada 3 yıllığına yaşamak zorunda olsaydın, hangi üyeyi yanında götürürdün?
Suga: Jimin. Böylece ona patronluk taslayabilirim. (güler) Sadece şaka yapıyorum. Ben çok konuşmam ve eğlenceli değilimdir; fakat Jimin girişken (cana yakın) ve olgun, bu yüzden iyi uyuşuyoruz.

Soru: Komik bir kişiliğin olmayabilir; fakat komik bir karaktersin. Açgözlü/doyumsuz biri gibi görünmüyorsun; ama hırsları olan birisin.
Suga: Şovmen olmak konusunda bir hırsım yok; fakat söz konusu müzik olunca çok hırslıyım. Küçükken, kitaptan okuyarak öğrenmektense deneyerek öğrenmeyi tercih ederdim ve kültürümüzü şekillendiren, yani bir klipten performansa kadar her şeyi yöneten biri olmak isterdim. Başarıp başaramayacağımı bilmiyorum ama hayallerim büyüktür.


Soru: Eğer bir kereliğine tüm şansları toplayabilseydin ne yapmak isterdin ve nasıl kullanırdın?
Suga: Herhangi bir konuda her şeyimi veren biri değilimdir; fakat bana bir şans verilseydi, şimdi yaptığım çalışmaları her şeyimle yapmak isterdim. Hayat uzun, ama benim müzikle zirveye ulaşmak için hırsım var.

Soru: Sevmediğin bir şeyi yapmak zorunda kalsan nasıl uzlaşırdın?
Suga: Bir fan bana bir seferinde: "Önceliğin ne- ne yapmak istersin, ya da yapman gereken ne?" diye sormuştu ve bence önceliğin yapmak istediğin şey olmalı. Ben "Bunu yapamam!" diyeceğim bir konumda değilim veya sadece gururumu incitmemek için "Bunu yapmam!" da diyecek kadar katı değilim. Ama pes etmeyeceğim tek bir şey var- müziğimle dürüst olmak. Ben sadece yaşadığım şeyleri yazıyorum.

Soru: Dünyaya karşı tavrını nasıl ifade edersin?
Suga: Başkalarını kafaya takmam. Bazen şarkı sözlerimde ortaya çıkıyor- "Umurumda bile değil." Gerçekten de başkalarının benim hakkında ne düşündüğü umurumda değil. Bu yüzden yapabilirsem bu endişeyi önlemek isterim. Sadece şimdiye kadar nasıl yaşadıysam öyle devam etmek istiyorum.


Türkçe Çeviri: Taeyaren
Devamını Oku

21 Haziran 2014 Cumartesi

[MAYIS/2014] IZE Rap Monster 10 Soru 10 Cevap


Soru: Bir programın olmadığı zaman neler yaparsın?
Rapmon: Tek yaptığım şey beste yapmak. Benim kişiliğim böyledir fakat dışarıda özgürce gezmek zor. Eğer rahatça dolaşabilseydim, şapkamı takıp, müzik dinleyerek Gyeongbokgung Sarayını ya da Gwanghwamun Kapısını gezerdim. Stajyerken bunu çok yapardım; fakat şimdi hep stüdyoda olduğum için şarkı sözü yazmak zor. Görmek ve bir şeyler duymak için, arkadaşlarımla konuşabilmeli ve dışarı çıkabilmeliyim. 

Soru: 20 yaşında sosyal hayata başlamak hakkında bir kısa şiir yazdın. "Yıkılacak mısın? / Gömülecek misin?" En zor olan şey neydi?
Rapmon: Söylemek istediklerimi söyleyememek ya da sırf lider olduğum için sorumluluktan dolayı söylemek istemediğim şeyleri söylemek. Bu zor çünkü gerçek duygularım bir yalanmış ve reddediliyormuşum gibi hissediyorum.

Soru:Ama öyle düşünsen bile, geçen yıl bir şeyler öğrendin mi?
Rapmon: Bazı şeyleri kavradım fakat henüz onlara hakim değilim. Aklımdakileri biliyorum, fakat davranışlarım her zaman düşüncelerimi yansıtmıyor. Yanıma çekmem ve ikimiz için de en iyi çalışmayı yapmam gereken beni onaylamayan insanlara iltifat etmek konusunda bazı problemler yaşıyorum. Bunu bilmediğim zaman, sadece karşımdakini itiyorum ve eleştiriyorum, böylece onlar tuzağa düşmüş/sıkıştırılmış hissediyorlar. Beni çok iyi tanımayan insanlar, olgun olduğumu düşünebilirler; fakat bana yakın olan insanlar beni bir çocuk gibi görüyor. (güler) Geçtiğimiz yıl, gerçekten bir 'çocuk' olduğumun farkına vardım.

Soru: Küçük olan bir sürü hayranın çok yok mu?
Rapmon: 14 ve 15 yaşındakiler çok mektup gönderiyorlar. Bazıları "Sıkı çalıştın ve müzik için de çok çalıştın. Bu yüzden erkenden yolunu buldun. Benim şu an ne yaptığımla ilgili hiçbir fikrim yok. Ama şarkılarını dinledikten sonra hayallerimi düşünmeye başladım." diyor ve 'No More Dream' hakkında bazıları da "Sınav zamanlarımda bu şarkıyı dinlemem çünkü suçlu hissediyorum. Önemsiz biri haline geldiğimi hissediyorum." diyor. Bu yorumlarla kendime geri dönüyorum.

Soru: Eğer müzikle uğraşmasaydın, şimdi ne yapmak isterdin?
Rapmon: Belki bir öğrenci olurdum. Koleje gidebilseydim, diğer öğrenciler gibi sınavlar ile güreşiyor ya da profesörlere ant veriyor olurdum. Ya bir müzik kulübüne üye olurdum ya da Hongdae'deki performansları izlerdim; çünkü müziği unutmam mümkün değil. Zaten okulda olduğum için, dersler hakkında endişelenmezdim, sadece mezuniyetime odaklanırdım. (güler)

Soru: Şu anda, en büyük olası sapman ne olurdu? (*Yapacağın en uç şey)
Rapmon: Bir şeyi son teslim tarihinden geç vemek ya da beste yapmak için yakınlardaki bir parka gitmek. Bir seferinde, çalışmalarda işler yolunda gitmediğinde klavyeyi ve fareyi fırlattım ve şarkı yazmak için yakınlardaki bir tenis kortuna gittim ve 'No More Dream'i yazdım. 

Soru: Mantığınla daha az hareket etmeyi dilediğin zamanlar oldu mu?
Rapmon: Her zaman. Benim rasyonalizmim (mantığımla hareket etmem) yaratıcılığımın önüne geçiyor. Çok fazla şarkı yazdım; ama son zamanlarda iyi bir şekilde eleştirilen tek şarkım bir şeye patladığımda yazdığım şarkı oldu. Normalde kafamda çok fazla şey olur ve şarkı sözü yazdığımda onları organize etmek zor. Fakat bu karmaşık düşünceler benim müzik merkezim ve bu beni bugüne getirdi. Bu bir iki ucu keskin bir kılıç.

Soru: Eğer tek seferde tüm şansları toplasaydın ne yapmak isterdin ve nasıl kullanırdın?
Rapmon: Müzik çıkaracağım, çünkü müzik kendi gücümle yapmak zorunda olduğum bir şey. İki şey seçebilir miyim? (güler) Birini severdim ve evlenirdim. Bir diğeri de anaokulundan beri aramız bozulmayan arkadaşlarım olurdu. Hayatta neler olacağını asla bilemezsiniz, bu yüzden bu şeylerin şans olduğunu düşünüyorum. (Aşk ve dostluk)

Soru: Sence sanat nedir?
Rapmon: Başkalarına kendi gördüğün dünyayı göstermek! Bu yüzden bence herkes sanatçı olabilir.

Soru: Ne tür bir sanatçı olduğunu düşünüyorsun?
Rapmon: İki derin aile arasında olan biri. Kaybolduğumda bile güvende olmak istiyorum. Ve bir şeyi seçerek diğer şeyi kaybettiğimi düşünüyorum. Bazen sadece güvenli bir yaşam istiyorum ve sevdiğim doğaya bakarak ilham almayı istiyorum; fakat diğer taraftan da bir macera yaşamak istiyorum. Her şey ikilem oluşturuyor. Bu gezegende her şey çelişkilidir.

Türkçe Çeviri: Taeyaren
Devamını Oku